H

MARİFET !

Asıl olan ruhtur;
Letaifleri pek çok,
tahayyülü muazzam,
imkanlarının sınırları meçhul...
Vücut (cisim, beden, ten) ne ki sence;
Hayli aciz, mahdud ve kabiliyetsiz.
Akıl ve kalb, ruhun oyuncaklarıdır,
Mide ve tenasül uzuvları da bedenin...
Ruhumuzun tedariki; düşünür, severiz.
Vücud için elbet; yeriz, çoğalırız.
İki arada, bir derede kalan var bir de...
Beşinci unsur; kör olası nefsimiz.
İşte budur; hayvanlardan farkımız!
İlk ikisine rağbet edince melekleşir,
Diğerlerinde insan nasıl da hayvanlaşır.
Bir o yana, bir bu yana yalpalayınca da,
İnsanlaşır; bildiğin, tanıdığın adem, insanlaşır.
Hem taşırmayacak,
Hem şaşırmayacak kadar...
Her iki şehvetini de besle, ölçüyü koru.
Nihayetsiz (prangasız),
Önyargısız (kaygısız),
Zulümsüz (zararsız),
Düşün, sev, samimiyetini koru.
Düşünce; hür ve muteber,
Aşk; saf ve mukaddes tabiatlıdır.
Şehvetin her türlüsü, aleladedir.
“Bâki kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş”;
Muradımız budur ki;
Marifetimiz derya, muhabbetimiz engin,
Sonsuzluk kervanında, ömrümüz zengin"
Olsun da daha ne olsun.
İnsanca bir yaşamda, adımız, sanımız olsun.
Geride lekesiz bir hayat değilse de belki,
Yeryüzüne en küçük çukur,
Gökyüzüne en kısa merdiven,
Bizim varlığımızın zayiatı kalsın.
Hiç kimseden kaçmayacak kadar sağlık,
Huzuru kaçırmayacak kadar tebessüm,
Hiçbir tarumar barındırmayan hevesler...
Giderayak şu fani alemden, dibe göçmeden,
Uçmağa doğru, bir de yüce gönlümüz olsun.
©hasanyusuf