L

MASAL

bir masal...
bir asam olsa, uzunca,
elem keder kalmasın onunla dokununca.
mutlu olsun herkes içlerindeki üzüntü solunca,
kötülükle karşılaşmasınlar hayatları boyunca.
öyle bir masal ki;
silahlardan çıkan kurşunun insanlara isabet edemeyeceği,
düştüğü yerde bir çiçeğin yeşereceyi,
cücelerin develeri, meleklerin şeytanları yeneceği,
kuzuların kurtlara, ceylanların aslanlara kafa tutabileceği bir masal.
ilk durağımız hastaneler olsun,
gecenin karanlığı olsun.
asamın ucunda da yumuşacık bir kuş tüyü olsun,
ilk ve tek kural: "herkes uykuda olsun."
işimiz çok bu gece,
şehrin tüm hastanelerini dolaşmalıyız sessizce.
bu asa maharetlidir,
dokunduğunu iyi ediverir.
çok iyi kalplidir,
arada bana hediye bile verir.
şehirde gitmediğimiz hastane kalmadı,
asam usulca fısıldadı:
"hey, lavinya, sende doğru yatağına,
bak başlayacak hava aydınlanmaya."
tutundum asamın ucuna,
bir de baktım yatağımdayım.
demiştim: "asam maharetlidir,
bazende beni yatağıma götürüverir."
asamın dürtüsüyle uyandım, vaktin öğle olduğunu anlayınca yataktan fırladım.
hemen televizyonu açtım, ve beklediğim haber:
"şehirdeki hastanelerdeki hastaların tümü iyileşmiştir."
işte bizimdir zafer.
asam seslendi: "lavinya bu sana."
asamın içinden çıkmaya başladı upuzun bir sarma.
sarmamın tadına bakarken hava durumu programı açıldı,
spikerin hareketleri inanılmaz çılgındı. ve sevinçle haykırdı:
"sayın seyirciler dünyada bir ilk,
dakikalar sonra yağacakmış kakaolu pudink.
kovalarla dolaşmanız tavsiyemiz,
böyle bir lezzeti kaçırmayın deriz."
spikeri duydunuz: "haydi sizde kovaları alın,
kaçıramam bunu, sağlıcakla kalın."
©lavinya7