Mecnun
Mecnun oldum, diyar diyar gezerim,
Âlemi diyar edip Leylâ’mı ararım.
Her diyardan bir yara alırım,
Kimse bilmez yüreğimdeki Leylâ’yı.
Günden güne çoğalır yaralarım,
Zaman geçtikçe derinleşir sızılarım.
Leylâ’dan aldığım aşk yarasına,
Hiçbir ilaç derman olmaz, kâr eylemez.
Leylâ’dan başka dermanım yoktur benim,
Kelebek misali ateş etrafında dönerim.
Pervane olurum aşkın alevinde,
Sonunda düşerim o ateşe, yanarım.
İşte ben de böyle bir aşk ateşine düştüm,
Dinmez acılarım, susmaz sızılarım.
Aşk ateşiyle nice kelam ederim,
Dağlar taşlar dinler de hâlimi anlarım.
Sözü Leylâ’ya söylerim,
Bülbül eşlik eder gönül sesime.
Her hecem aşk olur, feryat olur,
Geceler sırdaş kesilir sesime.
Leylâ’nın ay yüzlü mâh cemâlini,
Kim tarif edebilir ey Mecnun?
O yüzü gören göz değil,
Ona bakan gönüldür asıl.
Leylâ’ya Mecnun’un gözüyle bakmayanlar,
“Bu güzellik nerede?” der geçer.
Mecnun bu Leylâ’nın neyine âşık oldu,
Diye sorar da görmeden hüküm verirler.
Oysa Mecnun’un gördüğü ay cemalini,
Her göz göremez, her gönül bilemez.
Leylâ’daki kalbin esrarını,
Ancak aşk gözüyle bakanlar sezer.
Mecnun’un aşkıyla olur Leylâ destan,
Dillere düşer adı, çağlar aşar zaman.
Nice şiirler yazılır bu aşkla,
Bülbül susmaz, aşk diliyle feryat eder her an.
©doğukan01
H