Mehtabın hüznü kuşatır geceyi
Yüreklerimizde adı konulmadık bir yara sızlar
Ne çok şey geride kalmış
Ve ne kadar erkendir şafağa
O altın tacını takacağı güneşin
Bir yarın kovalar düşlerimizde
Göz kapaklarımız ay ışığını defettiğinde
Ruhumuza gecenin serinliği
Bir hançer gibi sirayet ettiğinde
Suskundur ölmüşlerin dudakları gibi
İçimizde yarım kalmış bir çocuk
Rüzgarda gözlerinin feri sönmüş
Neşesiz bir korkuluk
Farkındadır karanlıktır tek hükümdar.
Ve elçisidir felaketi muştulayan rüzgar
Bu karanlıktır işte vakitleri genişleten
Zihinleri binbir hezeyanla işleten
En uzakları bile yakın eder
Şehirlerin ışıkları ufkumuza akın eder.
Beyaz bir karanlıktır bu
Mehtabın solgun ışığının karıştığı
Arafta kalmış olan gözlerimizin
Ne aydınlığa ne karanlığa alıştığı
Ne anamızın sütü gibi aktır
Ne zindanlarda bulunan bir karanlıktır
Siler yeryüzünden birçok detayı
Bir sultan gibi başköşeye koyar ayı
İşte ne zaman kaybolsa güneş
Böyle bir gece bekler dünyayı
©opapa
O