I

Mektup

Aklıma düşen adın şimdide bu mektubun satırlarına düştü.
Ne zamandır yazmıyorum diye kalem, kağıt bile bana küstü.
Merak etme seni unutmadım, gönül evimin en değerli süsü.
Nerden, nasıl başlayacağım bilmiyorum.
'Mektup mu kaldı ?' dediğini duyar gibiyim.
Ama bilirsin ben kendimi böyle avutuyorum.
Aslında her gece yaptığım camın buğusuna
ismini yazmak değildi.
Elimde kalan son resmine bakıp bakıp ağlamaktı.
İstediğim kendimle verdiğim bu iç savaştan galip çıkmak değildi.
Ufuktaki yalnızlığıma gem vurup hasretine dert yanmaktı.
Niyetim, bir sabah gazetesinin üçüncü sayfasına manşet olmak değildi.
Boş odamda duran tahta taburemde oturup sana şiirler yazmaktı.
Üzüntüm, binip gittiğin hasret mandıralı gemiye kahretmek değildi.
Gönül limanımda demirlediğin sürede yeteri kadar yanında olamamaktı.
İnan, ben gölgemin kıyısında beliren o esmer kadını çok özledim.
Kurumuş dal gibi yolumun kıvrımlarına düşerken kolum,
Kalan son gücümle, belki de son kez sarılmak isterdim.
Hayat işte, bazen sessiz bir sözcüğün yüzüyle çıkıyor karşına.
Bazen de sıcaktan payını almış ateşle.
Sen yaralı bir kuş kanadı gibi çırpınıp duruyorsun,
İki canın varmış gibi tüm gücünle.
Artık bende öyleyim işte.
Hüzün dolu yılları taşıyorum sırtımda bir yük gibi.
Gözlerimi her kapattığımda yok olsun yaşananlar.
Çünkü uyandığımda seni görmek istiyorum.
Yanımda olduğun o güzel dünler gibi.
Görüyor musun sayfalar hasretimle doldu, taştı.
Her sayfaya paraf niyetine gözyaşlarım aktı.
©ikrar