Her karanlık gecenin bir sabahı vardır derler
Eskiler gerçekten insan için aydınlık bir tarafımı var mıdır bu dünyanın..insan hep acıya, kedere ,ayrılıklara,cefaya şahitlik etmez mi kısacık ömrünün bir parçasında mutlaka. insanın ana dili her zaman çaresizlik değil midir ? Amaçsızca tükettiği ama bir saniyesi bile kontrolünde olmayan zaman bir gün onu hasretle beklediği ölüme götürmez mi..farklı bir yol izleyen olmuş mu ki hiç
Doğmuş beşer yaşamış çoğu zaman şaşmış kimine günah kimine Sevap işlere karışmış kiminin adı kötü kiminin adı iyi konmuş velhasıl koşturmuş baharında da kışında da yalan dedikleri dünyanın bir avuç toprak olmuş sonunda, bazısının ot bitmiş bağrında ordan havaya karışmış özgür olmayı öğrenmiş bazısı da hapsolmuş soğuk bir taş parçasında..
Şimdi bize düşen ne burda özgür olmak mı gökmavide yoksa hapsolmak mı bozkırın ortasında..Nereye gitti o zaman sevdiğimiz hep beklediğimiz umut denilen şey neresinde bu nefes alışverişin hani aydınlık nerde o zaman ?
©karaakalem
K