Ölümünden emin olmadan
Hatıralarına dokunamadığım insanlar
Yeni yetme kalbimi çizdiğinde yaşamak,
Eğitilebilen isyanlarımın dışavurumudur
Satılmış bir kentin giriş kapılarında
Unutulabilmek adına yaşamıma son verişim
Öyle ki acıktığım vakit acıkabilecek
Benden parçalar taşıyan saf duygularla
Kendi iç devrimlerimde kendimi devirdiğim de
Kent boyunca kara kireçler kullanıp da
Bir kadının üstünü çizemediğim de olmuştur
Aslında basittir ya yaşamak, yaz çiçekleri gibi
Kış gelmeden evvel sudan son yudumu içmektir
Renklerinden sebep sevilmiş bir çiçek edasıyla.
Her yeni günde yüzünü güneşe dönmeyi bilmek,
Kimseyi dokundurmayıp sakladığın masum umutlarla.
Eğitebilmektir bedeni, kulakları ve içindeki sanatı.
Bir parçan ölümsüz bir tanrıyı andırır öğlenleri,
Bıraktıkların yağmurla dövülmüş anıtlardır bazıları
Gölgesine çocuklar sığınır, çocuklar güldürür.
Balonlar da sattırır bu yüzden kent meydanında,
Denizin evsizleri martılar için simitler kopartır.
Mavi baktığınca daha bir okunasıydı sayfaların,
Fark edilirdi uzaktan, ilhamını çaldığın atlasların.
Son yıllarda ağrıtır kalbimi yaşamak meselesi,
Emekçinin, kağıttan tanrılar uğruna terlemesi.
Yani birileri üstüne basıp yükseldiğinden beridir
Günün üçte birinde vardiyalı ölen işçilerin.
Ölüm Allah’ın emri de kardeşim, hiç mi yaşamayalım?
Ardımızdan atıp tutacak şiirler de mi yazmayalım!
©dertlinedm
D