Zalâm, eyler beni, hüznün beyi,
Yüreğimden bir damladır zulmeti,
İçimde söndü, güneşin ateşi,
Nerde çocukluğumun neşesi.
Ben ki içimdeki nice savaşların galibi,
Okumasını bilene gözümdür kâtibi,
Ben ki içimdeki nice savaşların galibi,
Okumasını bilmeyendir, kâtibimin katili.
Rüzgarı kovalayan atların asaleti,
Yakalayamaz, taşıyamaz bir hiyaneti,
Acılarına şahlanır, yarınlara vurur çifteyi,
Ufuğa çeker dizginlerini, ezer mavi gülleri.
Dudağıma dokununca, yıllanır en yeni şaraplar,
Yanındaysa da dindiremez acını, en eski ahbaplar,
Varması gereken yere varamaz kervanlar,
Haber verir kumlar, az ilerde çekilmiş kılıçlar.
Yıldızlar seni sorarlar, kahırı geceden mi sandın,
Şûride olan benim, şafağı güneşten mi sandın,
Umman olan benim, suyu buluttan mı sandın,
Bir bir biten benim, çiçeği topraktan mı sandın.
Selam getir bâd-ı sabâ, haber ver ondan bana,
Yine daldım hülyalara , gözü açık rüyalara,
Öperek uyandırır ölümün elçisi, zamansız vedalara,
Mersiyemdir, sorupta bulamazsan beni yarınlara.
©leyligun
L