E

Mesai

Biraz beni anımsatan şiirlere göz değdim...
iyiki ile başlamıştı uzaktan yakından..
benzetirim sana hevesliydi önceleri...
Masada koklanan güllerin
Seviyorum derken...tohumu bitti kaldı
aniden toprak üstünde yalın ayak.
Kül tablasın da
yarıda kalan bir izmarit daha
isyanıdır, iç çeken gece üflerken
ağrısıdır gecenin...
Ağıtıdır yaktığı yandığı uğruna
kapanmayan yaraların soluğudur.
sancısıdır...
Pusulası şaşan saat dönerken sağdan
sola uyuyamazdı...
buğuludur gözleri nem kaplar.
gidenleri bekler sessizce...
kucaklayacaktır gelirse! ekler sonuna
doyasıya bağrına basacaktır...
Eş dost arar teselli edecek misafir
olacak yanında...
kırılmayan da yoktur da.. bu saatler
makber olur durur benzinde...
şakağına dayardı acıyı...
her şeyini kaybeden insana sormak
gerekirdi bir de zaten biraz da
kaybetmenin dilini sözlüğünü
o bilir en iyi o anlardı...
bir de
~BEN~
Sen telaşında upuzun adımlarım
koşarken arkaya bakmadığım
fark etmedim yüzlerce yolu ezmişliğim var.
kaç saat önce den ter ter içinde kaldığım..
Sana erken uyanacağım diye
kendime geç kaldım. sen ise bana
meşgul geriye dönerken her seferinde
aynı yolda izdihamla,
hüsranla, aynı mesaide birbirimize
yetişemedik hiç...
©ebrulimsi_