Mezopotamya kırgınlıklarıyla
ruyamdaydın bu gün
Hep sadece onda dinlediğim
musikiler geliyordu kulağıma
kasvetli havalara inat
hayat akıyordu Fırat'tan
Ve bütün ihanetlerine rağmen
Hala kardeşlik akıyordu Dicle'den
Yazıyorum işte dinle destanını
tarihin merkezi
Mezopotamya'dan
Güneşin kavurucu sıcaklığında
Ya da kışın acımasız soğuğunda
olgunlaşmış insanlığımızsın
sen Mezopotamya
Ve yalnızlığını yaşadığımız zamanda
Kartallar hep ses verecek Mezopotamya’dan
kavgalarıyla
Sarp dağların kendine
gizemli bir düğümle bağladığı insanlarıyla
Ölümün oyuncak olduğu topraklar
Akan
durmadan akan Zap Suyu
Kır çiçekleri sarıya boyamış
Gelincikler kırmızıya
Ve nevruzlar maviye boyamış dağları
Dağlar ki
onurun ve savruluşun
kızıllığa boyadığı vatan
Hasretin
Sarp kayaları
Mezopotamyalı çocuk seni neden gördüm
Neden gördüm acınası halimi
Neden gördüm
Batının bitmez
acımasız ahvalini...
Çocuk biliyorum
ellerin geleceği müjdeliyor
Lalesi ve kuşları
Sonu bulunmaz mağaraları,
Sırt sırta vermiş sanki dağlar
Rahmanın çizdiği görkem
hayranlığımız dünyayı aşar...
Çıkıp karşımızda zamanı durdurmak için sanki
Ve haykırmak tarihi
Mezopotamya'nın rüzgarlarında
Duran kayalarla
savrulan
Anka kuşlarıyla
Kartal bakışlarda zaman kaybolmuş
Sert ve hoyrat bakışlarda durmuş dünya
Güler misin çocuk
Ah neden gülüyorsun çocuk?
Ve ben neden ağlıyorum?
neden ölüyorsun ey insanlık?
Mezopotamya'nın çöl rüzgarlarında
Kendimizden geçmiş gibi
hülyalara dalmışım
sonu gelmez savaşlarda
Neden kopamıyorum Mezopotamya’dan
Anlat bana şair
Neden kopamıyorum özgürlük hülyasından
BAKI CAN BAŞÇI
B