H

Mezopotamya'nın Alevli Aşkı

Fırat'ın Nehri Akarken:
Mezopotamya'nın bağrında, güneşin özlemiyle,
El değmemiş bir nilüfersin, sevdanın timsali.
Bir yudum mutluluk için değil, bir ömürlük sevda,
Bin ömür verilecek bir aşkın gizli cevheri sensin.
Masumiyet süzülür gözlerinde her bakışında,
Edebin ve arın her zerresinde saklı bir cevher.
İstiridyede gizlenmiş inci gibi nadir ve özel,
Kahkahalardan uzak, tebessümün iki gül yaprağı.
Yanık teninde okunur yüreğinin yangını,
Kurşundan keskin mısraların, alev alev satırların.
Düşünceler kalbe saplanır, yakar her bir köşesini,
Külleşmiş kalbinde "Aşk" yazar üç harfle beyanıyla.
Gül mü, sümbül mü, fesleğen mi, nergis mi, papatya mı?
Aşk mı ismin? Adınla birlikte yanan küllerin kokusu,
Ve zerafetin kalbimde sonsuza dek saklı kalacak.
Mezopotamya'nın gizli çiçeği, sen benim tek gerçeğim,
Bir ömürlük sevdanın ateşiyle sonsuza dek yanacağım.
Kuşlar ötüşüyor Mezopotamya'nın göklerinde,
Sevdanın türküsünü söylüyorlar her bir ezgide.
Yankılanıyor aşkımız vadilerde, tepelerde,
Bir fırtına gibi esiyor kalbimizde.
Yüreğimde volkanlar patlıyor her bakışında,
Aşkın nehri akıyor damarlarımda durmadan.
Sonsuz bir sevda pınarıyım, coşkun ve çağlayan,
Senin için yanıyorum, her an alev alev yanıyorum.
Bu şiir sana adanmıştır, sadece sana,
Tek bir kalbe, tek bir ruha, tek bir sevdaya.
Eşsiz ve emsalsizsin benim gözümde,
Seni seviyorum, sonsuza dek seveceğim, bir ömür boyu.
©hasanbey.