A

Muhalde Olanak

Hacet yok...
Diyebilirdim pekala.
Demedim!
Boğazımı yırtarak yuttum tüm sözlerimi.
Belli belirsiz tutmuşken
Uzvunda eksikliğine ağacın sarılıp
Kışın zulmüyle ölümünden,
Bahar kokusuna sancıyla uyanacak aşıyı
Kendine has bilir bir yöntemle
Beyaz sayfaya tek damlayan mürekkepte
O sadece kadere tesadüf düşen amansız bir vesileydi
Kadavranın eskiyen bir duvarda dirilerek yeşermesine.
Eskimiş coğrafyasında dağları ve ovaları,
Yepyeni,
Depreme dirençli
Düşün dahi yenilenmesinden sakındığı
Kış ve yazları,
Düşününce düşüncenin korunaklı sığınağına çekebilen
Aklın sınırında yekpare ve görülmemiş büyüklüğüyle
Büyüleyişinde sarsıcı
Düşmana gözdağıydı tepeleme umuttan yığınakları.
İşte o vakte sınır taşı mahiyetinde
Şerh düşüp
Bit türkü tuttu dilimizin elinden.
Ansızındı!
Lakin evvel ve ahiri kucaklayabilecek kadar
Uzun ve hüzündü kolları.
Etine değin sinip leke durarak kalıyordu geçmiş
Mektup doğurabilen bir zamanın rahminde
Geleceği örtüp ikamete yaşanası bir memleket
Kurup taşıyarak bağlanıyordu uzak ve muhalde...
ay