Içimde kaynayan kazanın gözlerimden taşan buğusu sararken çehremi,
Direkleri titrer burnumda tüten hasretlerin..
Gidenlerin dönmediği mecraları sorgular,
Aleme küskün,
Kendine,ucu sivri dilim..
Bilmem kaç paraya,
Düğümlü dili çözülen müneccim anlatır bana seni..
Bini bir para..
Sürekli ısıtılıp servis edilmekten,
Dibi tutmus,
herkese yedirdiği yalanları,
Sıralar,tespihe boncuk dizer gibi bir bir..
Uzuvlarımda görünmeyen yaralar kanar içten içe,
Ağırır hücrelerimde ki geleceksiz,yetim düşünceler..
Üç vakte kadar..diye başlayıp,
Alfabede ki tüm harfleri,
Tek kelime,
bir hecede pazarlayan yalancı dili,
Lugatımda olmayan bir sürü umudu listeleyip,
Kağıtların arasından çıkarttığı,
Aşkı simgeleyen objeleri önüme dizer..
Nasılda kendinden emin sergiler,
Sahte,elden düşme,çiğnenip tükürülmekten yorulmuş,
Bitkin kehanetlerini birer birer..
Hadi şanslıyım yine..
Yalnızlığım son bulacakmış üç vakte..
Gülecekmiş güya.,
Çoktan terki diyar eden,
Küskün olduğum aşk yüzüme..
Aşk;
Müneccimler için nakit,
Sevdalı yürekler için hikaye..
©merves
M