S

*Müthiş Bir Gidiş Üzerine*

Sen gidiyordun;
Ve gözbebeklerim sütten kesiliyordu
Huzuruma gölge düşüyor gece oluyordum birdenbire.
Sen gidiyordun,
Ve ben bir şiire daha gebe kalıyordum
Satır satır
Mısra mısra çoğalıyordum.
Sen gidiyordun,
Geriye sadece etten ve kemikten bir adam kalıyordu
Yaşamak anlam yitiriyor
Ölüm daha bir anlamlanıyordu
Ay senin gibi aydınlatıyor geceyi mesela
Kuşlar senin dilinde şarkılar söylüyor
Birileri sen gibi bakıyor
Sen gibi gülüyor
Ve sen gibi kokuyordu
Ama seni görmek ne mümkün efendim
Seni izlemek
Seni koklamak
Öldürmeye mi üşendin de ölüme terk ettin!!!
-Yine mi ölüm efendi?
Ama bayım bir ayrılık başka nasıl anlatılabilir?
Bir ayrılık ne kadar ölümdür siz bilirsiniz!
Cemal bilir
Turgut bilir
Nazım söyler
Ben söylerim
Ayrılanlar söyler
Ve ağlayanlar.
O gitti bayım;
Ve ben artık bir garım Ankara meydanında
Kan taşır vagonlarım
Ölüm taşır
Hasret taşır
Kaburganın altındaki hurda kalpleri taşır.
O gitti bayım!
GİTTİ!!
Bir gitmek ne kadar gidişse o kadar gitti işte
Yüzü gitti
Huyu gitti
Simetrisi bozuk olan kaşı gitti, saçı gitti
Kısacası şarkı gitti, şiir bitti...
"SÛBAŞI"
©subasi