Öyle naifsin öyle naziksin öyle Narin
Çocukluğumun sıralarından bakıyorsun
azıcık sapık azıcık yaramaz azıcık cin
Sen yüzüne Sürgün olduğum kadın
Sen cenneti bilmeyen ama gülüşünde cenneti barındıran
bir baksana aynaya saçlarının aralığından
sen bütün kaba insanlara küs sen bütün kaba insanlara karşı
ama seni en iyi anlatan da bir arabesk şarkı
"Yokluğunda yine yüz çevirdin aşka
Güz geçirdim onca yaprağım sarardı soldu
sonbaharın sonunda bahar yok artık
yağmuru vurunca derbeder oldum
rüzgarı vurunca derbeder oldum"
Ne kadar şair varsa
İstanbul'un yedi tepesi ne de çıksa
Can alsa da o muhteşem boğaz o nefis manzara
Sen sesine Sürgün olduğum kadın
sade Senin sesinle olsam da Bahtiyar güzelliğinin karşısında bu ruh hep ihtiyar
sen bütün güzel şarkıları severken benim şarkılarım da sana hep ihtiyar hep ihtiyar
"sahibi Olduğum Dizim Tutmuyor
dünyayı gösteren gözüm görmüyor
ömrümün baharı solmuş gidiyor
Canıma kastın var yaşamam artık"
üstüne bir de yaz diyorsun
Nasıl yazayım
sahibi olduğum aklımdan çoksun
o şehri İstanbul ki
o Fethi paşalarındada çay İçmeler halice karşı o yangınlar o yangından beter el tutuşa mamalar
onlar da yazamaz
dökülüp sözümden sesime
sesimden akıp içime ta içime
İçimde Bir Yangın sonra
sonra sade bir şarkı kalır sana
"gelmedi elimden
dökülemedi inan dilimden
susuyorsam bir bildiğimden sevdiğimden gördüğümden
tutuşmuş beraber
Ellerimiz yangın Ezelden
gidiyorsam çok sevmekten yanmaktan ölmekten"
©latmos
L