P

Neden Büyüdük Ki?

Her sabah 6 yı kırkbeş geçe tutardım okulun yolunu.
Kışları hava karanlık olurdu ürperdim, koşardim küçük bacaklarımla okul yolunda.
Beni kovalayan bir köpeğin olduğu düşerdi aklıma.
Bide fırının ordan geçerken bizi kovalayan bir horoz vardı.
Fırın dedim de aklıma geldi;Bir ekmek parası olunca fırından alınan ekmeği 10 parçaya bölüp yerdik.
Azdı ama tadı güzeldi ona bölünmüş ekmeğin.
Büyüyunce çok ekmek aldım ama hiç birinde o tad yoktu.
Okulumuz ilk görev yeri ile gelen öğretmenler ile doluydu.
Çoğu geldiği için pişman olmadı.
Küçük köy çocuklarına birseyler vermek bir öğretmenin yaşayabileceği en mükemmel duyguydu çünkü.
Okuldan sonra toplanır bir yerlere giderdik;dağlara.
Park yoktu yaşadığımız yerde bizde dağlara giderdik.
Bazen geç kalırdım toplanma alanına,
Salçalı ekmek isterdim annemden,
Arkadaşlarimin yanına giderken yolda çabucak yerdim.
Beni salçalı ekmek yerken görmesinler diye.
Utancimdan değil canları çeker ve duyacakları kadar veremem diye.
Onlara salçalı ekmekten daha güzel şeyler vermek isterdim her zaman.
Ama salçalı ekmekten de güzel ne vardı ki?
Dağ yolunu tutarken yolda hoşlandığımiz kızlardan konuşurduk.
Birbirimize sırıtır gulerdik.
Şimdi bakıyorum da küçücük bedenlerde dünya kadar sevda taşımışız.
Park olmadığı için dağlara gitmeyi tercih ettiğimiz zamanlarda;
Kalabalıktan uzakta,gözden ırakta kafamiza estiği gibi gezerdik dağlarda.
O zamanlardan belliydi özgürlüğümüzü sevdiğimiz.
O zamanlardan belliydi birbirimiz için yaşadığımız.
Düşünüyorum da biz büyümekle yanlış mı yaptık.
©penia23