K

nejla teyze

GIDENLERIN ARDINDAKI KALANLAR
hemen hemen her insanın cocukluğunda olumsuz olaylar yasanır
bazı kisilerde bu olumsuz olaylar yıllarca derin ızler tasır
ben ilk okul iki "ye gıderken bizim köyde elektrik yoktu
aydınlatma aracı olarak çıralar vardı birde lambalar
çıralar iss yaptığı icin daha cok insanlar magaralarda kulanırdı
lambaları ise evin icinde
lambalar don dedigimiz bir yakıtla yanıyordu
donda herkeste bulunmazdı
insanlar aksam erken yatıp sabah erken kalkarlardı
bizimkiler don bulamadıgı zaman. uykumuz gelmedıgınde baba annem bıze masal anlatırdı
hepimiz dizlerinin dibinde oturup pür dikkatle onu dinlerdik
hiç bir zaman baba annemin masalını bıtırdığını gormezdım
masalın yarısında hepımız uyurduk
bır gun sabah kalktıgımda baba anneme masalın geri kalanını anlatmasınıı istedım
ben anlatırken sız uyudunuz deyip geçiştırdı
sonradan öğrendım bızım karanlıkta kalıp korkmamamız icin baba annem bize masal anlattıgını
bizim bir komşumuz vardı necla teyze. bırde ufak bır kızı vardı ismi gulşahtı
baba annemın soyledığine göre necla teyze evlendıkten bır hafta sonra
eşi türk rus savaşına gıtmiş esir düşmüş bir dahada haber alınamamış ondan
bazen necla teyzeyi kapının önünde otururken görürdum
bazende köy meydanında tandıra ekmek yapiştırırken
bizim köyün karsışında az tepede mezarlık vardı mezarlıgın yanındanda hemen ılceye gecen yol
her pazartesi postacı koye mektup getırırdi
postacının kafası tepeden gözüktüğünde çocuklar köy meydanında toplanıp
onu beklerlerdı meydana geldıgınde postacı çocuklar etrafını sarıp
babasından haber gelenler mektubu alıp seviç ıiçinde eve koşarlardı
necla teyze de ordaydı tandıra ekmek yapıştırıyordu gene
yanında ufak kızı gulsah te vardı azında serce parmagıyla
fistaninin bir kenarından tutmus bellıkı yüzüde hala yıkanılmamiştı
postacıyla göz göze geldı sonra annesıne baktı
neden benim babamdan haber yok der gibiydi
öyle bir bakişi vardı ki açısı dar çerçevesi geniş
insanlık adına bir hançer daha sokuluyordu kaplere
her şey masaldaki gibi degildi bu sefer umudun rengi siyahtı
kısa bir bocalamadan sonra
annesi: kızım az kaldı baban gelecek hem bıde babanın okuma yazması yokki bize mektup göndersin
ufak kız bir kez daha susmustu küçük yüreğine büyük hasretler indirerek
ilkkez tanık oluyordum insanliğin caresizliğine yanilmesıne
sonra hemen necla teyze ekmeğini tandirdan cikarip kızı"yla beraber evinin yolunu tuttula
bir gün sonra onu kapının önünde otururken gördüm
seyre dalmış uzun uzun yere bakıyordu
belkide hayatı bir flim şeridi gibi geciyordu gözlerının önünden
zaman durmuştu anılar kilitlenmişti hasret ceken yüreğinde
yazları sıcak oldugu için biz damda uyurduk
onların damıda hemen bizimkine yapişiktı
gecenın hangi saatinde uyansam necla teyzeyı uyanık görürdüm
bir gece necla teyzenin havar havar sesleriyle uyandık
bizimkiler panik içinde ona kostular. ufak kızına akrep sokmuştu
köyde araba olmadğı için onu hemen bir esegin sırtına bindirip ilcenin yolunu tuttular
daha koyden kayp olmadan geri dündüler. gulşah ölmüştü
eşinin gidişinden sonra kızının ölümü cok agır gelmişti necla teyze "ye
aradan bir hafta sonra kovayla kuyudan su cekerken gördüm necla teyze "yi
başındaki tülbent siyahtı
bizim oralarda ömur boyu yas tutanlar başındakı tulbenti tencerenin dıbındekı ıze sürüp ola takalrlardı. oda öyle yapmiştı
kovanın içindeki suya baktı ve gülümsedi belkide ilk defa gördüm necla teyze"nin gülümsediğini
kızının hayalini görmüştü bir sürü küçük çocukla el ele tutusurken
cennetin çiçekleri gibi
sonra birden ürktü etrafına bakıp hızlı adımlarla içeriye gitti
daha sonra biz o mahaleden taşındık uzun süre hiç görmedim necla teyze"yi
sonradan öğrendiğim kadariyla
rus ordusu bir kış gecesi moskovaya yakın bir yerde
esirleri ormanlık alanina götürmüş ve orda hepsini taramışlar
necla teyze"nin eşi agır yaralı olarak kendini karda sürüklemiş buldugu ilk evin kapısını çalmiş
aslen arnavut kokenlıolan domuz ciftciliği yapan yaslı bir cift kapiyi acmiş
doktora götürmek için teklif etmişler adam istememiş
olanları analtmiş eşinden bahs etmiş sonrada da ricada bulunmuş
öldükten sonra bir şekilde cenazesını eşine göndermesini istemiş onlardan
belkide hayatta tek teselisi ölüde olsa esine kavusmasiydi necla teyzenin
ara sira onun esinin mezarını ziyaret ederken görürdüm
sanki onu duyuyormus gibi onunla konusurdu
bazen sitem ederdi bazende o gittikten sonra yasadığı sıkıntıları anlatırdı uzun uzun
alın yazısı dediğimiz kurguysa eğer ya yazan acımasız yada oynayan figurandır derdi
en son onu esinin mezarının basında dua ederken gördüm
yorgundu ve de bitkindi. hayata küskün degildi kızgında değildi
sadece kaderin herkese eşit yazılmamasına bir anlam veremiyordu
elleri titrek dizleri yarı tutukluydu alnında yılların izi gözlerinde gecmişin penceresi vardı
eşi için şöyle mırıldanıyordu
hayatta tek bir isteğim vardı başımı onun omuzuna koyup ona sarılıp onunla uyumaktı
oda içimde kaldı
zamanmı değişiyor bilmiyorum yosa insanlar degiştigi içinmi zaman degişmiş gibimi gözüküyor
şimdiki genclerin gönüllleri benekli fistanlar gibidir kıme konulacağı kendileride bilmezken
sefalet içinde yıllarca eşini bekleyen necla teyzenin sabri dag gibiydi
ama herkes gibi hayat onuda aldı içine sonsuzluga giden bu yolda
Bkir Uçar
©katran