Neresindeyim göğün?
Göz yaşlarım oldu oysa hep...
Güneşin sobelediği tüm kırık cam parçaları...
Ve benim değildi hiç...
Yalan zannettiğim sayfasız hikayeler...
Sır sır raflarım vardı dehlizlerimde ama...
İp cambazı olmadı hiç hayallerim...
Göğün neresindeyim?
Var mıyım ben?
Yoksa yok muyum?
İşte...
Benim kendime bütün sorum...
Ellerim titremelerde...
Yüreğimde tufan...
Gecelerde bulurdum ben tek sükutu....
Oysa bilirdim...
Her şey...
Ama her şey kısır bir avuntu...
Olmasa da papatyalar karlı dağlarda...
Gizliden gizliye göğe uzanırdı içimdeki sarmaşıklar...
Yağmur utanırdı yağmaktan...
Güneşi göstermezdi bulutlar...
Saklı saklı düşerdi içimden çığlar...
Bir başınayım artık göğün altında...
Derbeder, naçar...
Göğün neresindeyim?
Başında mı?
Ortasında mı?
Yoksa sonunda mı?
Artık, sormuyorum...
Bildigim bir şey varsa...
Yorgunum...
Ama dağlar kadar...
Yüküm katar katar...
Gecesi...
Soğuğu...
Çilesi...
Yüreğim bilmem kaç asrı içinde saklar...
Bendim koca bir çınar...
Aklım düzenbaz bir sahtekar...
Yolcusuyum tul-i emelimin...
Önümde uzanır kahır kahır yollar...
Affet beni, ne olur affet!
Affet beni, Ya Settar, Ya Gaffar...
©kenanfaik
K