Hayata karşı, af dilemeye çok ihtiyacım var,
Bu nevrozla yaşamak ise sanki benim için oldukça mühim,
Sonu hüsran olsa da bu gece de yalandan güleyim.
Kaybolan bedenlerin yalnızlığı tattığı bir kefen de,
Cennetime kavuşma arzusundayım yine tek sefer de.
Fakat ne mutluluk görünür,
Ne de biraz tebessüm bu hedefte.
Duvar da bir portredir sanki her gözyaşı dökülmüş anılar,
Ve yaşlara destek olmak için bekliyor ağlamaklı yarınlar.
Kalan süre de diğer günlerin hesabı tutarsız,
Benim onları görmem ise dünden umarsız.
Karabulutlardan dökülen yağmurlar arsız,
Güneş gökyüzünden ayrı, diğer adı yârsız.
Beni kemiren ise çaresizliğin getirdiği acı kargaşa,
Gözler yastığımla birleştiğinde günden güne alışır yaşa,
Perdeler de ki beyazlık, eskide ki kalbimi tanımlar,
Duygularım ise sanki bir masada paylaşılmış elma gibi yarımlar.
Sayamayacağım kadar içine kurt düşmüş,
Geçmişte ölen hislerim sessiz mezar da üşümüş,
Bu yüzden esen rüzgara lanet ettim, kaldım sonra durgunca,
Ve artık daha da acı çekiyorum kâbusa eş olup uyuyunca.
©ggurkann
G