Geceyi uyutan ıslık sesleriyle beraber
O eski insanlar dolaşırdı sokaklarda
Ay ışığını ince uzun voltaları bölerdi
Yıldızlar eksik olmazdı ceplerinden
Şiirler eksik olmazdı dudaklarından
Ve taze karanfil kokusu
Taze karanfil kokusu sinmişti avuçlarına
Çocuksu, yamasız cümleler taşırlardı
O eski ve iyi insanlar
Derin sandıklarda saklarlardı aşklarını
Bazende sararmış bir fotoğrafta
Hayallerine sarılmayı da ihmal etmez
Umut ekerlerdi körpe toprakların göğsüne
Onlar kuşlara kanat açmış insanlardı
Onlar güneşe kucak açmış insanlardı
Ama artık yoklar
O iyi insanlar unutuldular bir vakit
Sırasını kaçırmış bir takvim yaprağında
Herkes arkasına bile bakmadan
Baharı getiren aylara koştular
Bir tek onlar geride bırakıldılar
Unutuldular
Terkedilmiş bir kuş yuvası gibi
Bir bir kayboldular yağan yağmurda
Sonra bir hikaye yazdılar onlara
Güzel atlar saklamış o iyi insanları
Ve bu hikayeye kendileri bile inandılar
Yüzüstü bıraktıklarını unutmuşçasına
Devir değişti
Mevsimlerde bir o kadar
Herşey ait olmadığı yere gitti
Dünya kirli zihinleri besledi
Kader sınırını çizmeyi seçti
Bütün güzellikleri kullandılar hoyratça
Devir değişti dedim ya efendim
O iyi insanlar kime kaldı bilmiyorum ama
Artık gökyüzüne sadece çirkin adamlar baktı
Ve gülmeyi de kendilerine öğrettiler bir tek
Biz ise asık ve kurumuş yüzlerimizi biledik
O kadar unuttuk ki çehremizin yerini
Gülmeyi hep içimizde çizdik
Mezar taşı diktiler sevinçlerimize
Demiride bilmem ben efendim
İnsanın kör vicdanına kaldık
Vah!
©reşitbilen
R