Bir can var ne yerinedir canan
Ne kardeş ne anne ne de babacan
Adına oğul der töre
Bir sızısına yürekler darma duman
Boynunu bükük görsem bir kere
Olurum çelikten bi kanat
Yükseltirim dimdik göklere
Ne demişler
Kırk avrat bitane etmez evlat
Herşeyin acısına alışılırda evlat acısı
Offff evlat acısı evlat acısı Bir başkaymış be
saçlarım birkaç saatte ağarınca anladım
Bu da senin bir imtihanın değil mi Tanrım
Şimdi cennetinde oyun bahçesinde
En sevdiği kaydıraktan kayıyor
Koşup eğleniyor çamurdan annesini babasını yapıyordur
Düştüğünde canı yanmıyordur değil mi
Dizleri kanadığında üflemiyordur
Peki ya babasını özlüyor mu Tanrım
Hiç aklına geliyor mudur
Bak ben onun mezar başına ışıklı ayakkabılar bıraktım
İçinede biraz kokumdan kattım
Üzerinede bir not yazdım Tanrım
Koş oğlum koş korkma düşmekten ben sana kalkmayı çoktan ögrettim.
Ama bu mezar başında babanın bir adım daha atacak dermanı yok
Beklersen uslu uslu babanı
En güzel oyuncakları alırım sana
Ben gene gelirim hep gelirim bu yolda bir değil bin kere can veririm
Annen onun yüreğide kaldıramadı sensizliğe
O da terk etti beni bir çukura attı uçsuz bucaksız kimsesizliğe
Ama ben geldim
Bakın battaniyemle geldim bu gece yanınızda yatacağım eski günlerdeki gibi
Üşümeyeceksiniz
İyi geceler öpücüğünü bir yanağında annen bir yanağında ben vereceğiz her zaman olduğu gibi
Boncuk boncuk bakma ne olur öyle
Sardım seni
Avuçlarımda toprağın
Bende bir gün toprak olup size karışacağım
Oğul canım nasıl bir acıymışsın be
Çin seddini çeksen kalbe
Ne fayda verir bu derde
Hasretin yönünü ırmaklara çevirsen
Kızılırmak gibi oluk oluk akar derde
M