Asla sadelikten yana olamadım, olamam.
Daima abartı yaşadım;
Hüzünlerimi. Mutluluklarımı. Acılarımı. Acılarımın yarattığı kahrolası duyguları.
Acı mı çekecektim?
Sonuna kadar yaşardım...
Sanki en büyük acım, kalp kırığım oymuş gibi.
Sanki tüm yükler benim sırtımdaymış gibi.
Mutlu mu olacaktım.
Sonuna kadar mutlu olurum.
Sanki en büyük mutluluk benimmiş gibi.
Sanki dünyadaki tüm dilek fenerleri o sıra benim için gökyüzüne konmuşlar gibi.
Ya da tüm renkli balonlar benim için alınmış gibi.
Sanki bisiklet sürmeyi öğrenebilmişim gibi.
Bu yüzden asla sadelikten yana olamam.
Çünkü acılarımın üzerine yama yapabilmem için bolca mutluluğa,
Mutluluklarımı acılarımla dengelemem için bolca acıya ihtiyacım var.
Bir sürü kalp kırığına, biraz hüzne ve biraz da gecelere.
Tıpkı uyumam, büyümem için uykuya duyduğum ihtiyaç gibi.
I