D

Olgun Acı

Acılar insanı olgunlaştırır derler hep.
Lâkin çoğu zaman olgunluktan nasibini almamış acılarla yolu kesişir insanın.
Sinsidir, gece karanlığı gibidir, karabasanvaridir,
puslu bir sis gibi çöker üzerine.
Düşüncelerin fısıltılarla yoldaş olmuşçasına her yönden seslenir sana, ama nafile göremezsin, göremediğin bir düşmanla savaşmanın ağırlığını yüklenirsin sırtına bir anda.
Her acının kasveti de ağırdır nitekim.
Kimi acı sevdiğini alır gider, kimi acı eşini,
kimi acı yarinden eder, dostunu kardeşini anneni babanı alır gider de sesini bile çıkaramazsın.
Düğüm olur tüm sözler boğazına yutkunmak istersin yutkunamazsın.
Sadece içinden seslenirsin kendine neden insanım dersin acının gölgesinde.
Çökmek istersin olduğun yere, ona bile
cesaret edemezsin.
Çünkü bilirsin hissedersin çöktüğün halini görmeye hevesli katil gözlerin üzerine olduğunu
İki seçeneğin vardır sadece iki seçenek.
Ya kurtlar sofrasında yem olur kurtları doyurursun, ya da tüm dertlere inat o sofrayı savurursun, gardını alırsın var gücünle.
Ta ki ömür saatinin alarmı senin için de
çalana dek.
İşte o vakit son selamını verip savaştığın
acılara, göçüp gidersin misafir olduğun
bu fani dünyadan.
Yazan: Dağhan Fırat
©dağhan