Sular üzerinden kurulmuş hayaller,
Yıkılmak için şelale arardi her vakit.
Zamanın içinde, dışında bir hain gezerdi.
Hasretliklerin zulası yıpranmış halde bulunurdu,
Soğuk mermerden yapılmış mezar taşında.
Ben ölmeyi beklerdim; en çok da ecelimi.
Naif, kibar, güzel veya ihtişamlı değil.
Sevdamdaki kavga kadar hırçın ve asi.
ölüm isterim, bana biçilecek kefenimden.
Ölmek de bir marifet, bir maharet bir nezaket.
Ama bilmem ki ölmek en çok kime yakışır?
Üstümde geceler sevişir, ben yerle yeksan.
Çocuklar, güneşin sarılığında mahcup
Çamurun içinde yalın ayaklı çocuğa.
Ne fark eder ki mezarım ıslak-kuru.
Nihayetinde bedenim ister son demleri.
Yudum yudum yaşadım hayatı.
Ve en sivri bıçaklar sırtımda mesken tutmuş.
Her birini ağaçların yaprağına astım,
Papatyaların yaprağı kıskandı.
Hele ki seni sevmiyorum yaprağından
Sonraki papatya yaprağı yok mu.
Bana padişah sarayında meydan okudu.
Yine döndüm başa, her şey beyaz örtüde gizli.
Bir ölsem bir ölsem ana kucağı gibi unutulmaz
Herkes ölmek ister var olmanın beyhudeliğinden
Ama bilmem ki, ölüm en çok kime yakışır.
©meftuni04
M