Ne uğruna yaşar insan?
Bir kibrit kokusundaki alevin çağrısı
Ufak çaplı kayaların parçalar halinde kırılması mı?
Denizin surekli verdiği yırtmaçlı dalgarın medceziri
Öfkelenmiş durmak bilmeyen ölüm korkusunun devleşmesi
Yağmura susamış sabah çoşkusu mu ?
Hayat zorluğu bir çocuğunun ayakkabisindaki taş mı?
Yoksa ayağındanki taşa rağmen yaralar içinde bu yolu yürüten kadermi
Peki ya ne?
Sandal gibi sağdan sola sürüklenen benliğin sesimi
Yoksa bu bir ölümün şarkısımı
Bunlar ne?
Masallardaki padışahların şahlanışımı
Yoksa atların ovalardan ovalara koşuşturduğu özgürlüklük nağrasımı?
Ya da kölelerin özğürlük çağrısımı
Bunlar ne?
İnsanları köle yapan beyinlerine pranga vurulmuş soydan soya gelmiş krallığın nefret kokusumu
Yaşamın vermiş olduğu bu boğultu neyin kavgası?
Fillerin bastığı çimenin ezilişi mi ki bu insanin kavgasındaki eziklik
Neden niye ?
Bu ölümün iç sesi
Bir babanin ekmek kavgası kadar kuvvetli mi?
Hangi duydu hangi içten sebep
Bir ananın korudu çoçuğun bağrış sesleri kadar yankılatıcı ve ugultucu
Bu korkulardan hangisi
ölüm korkusundan büyük bir korku ve dehşetin seslenişi?
Benim tek korktum
Ne bilirmisin??
Bacaklarımı titreten
Yüzünde gülen topragın getirmiş olduğu ilk bahar ve hayat coşkusunun burnumdaki yeri ve deliler gibi üstüne titrediğim sevdamın sesi.
Ne gün batışının izlerken vermiş olduğu lezzet
Nede güneşin doğuşundan önceki alacakaranlığın vermiş oldu serinti
Bunlardan hangisi
Senin fotoğrafına baktımda yaşadığım duyguya eş değer.
©zamanşairı
Z