Bir gece beni ormana götürdürdüler.
Bir merdiven vardı, tırmanmamı istediler.
Merdivene tırmanmak istemedim.
Seçenek yok, tırmanacaksın dediler.
Merdiveni tırmanmazsan çamura gömeceğiz.
Merdiveni de üstüne dikeceğiz.
Karar vermeliydim: ya merdivene tırmanırken ölmeliydim,
Ya da merdivenin altında can vermeliydim.
Merdivene tırmandım ve sardılar.
Bir ağaca kemerle bağladılar.
Nefes almadığımda bıraktılar.
Sonra bir derenin içine attılar.
Bir köyün yakınına kadar yüzdüm.
Biri ruhum için dua ettiğini sezdim.
Ninnide ninni diye diye:
Ölmek bu kadar güzelken, yaşamak niye.
Aslında bu bir ninni değildi.
Aşkı anlatan uhrevi bir dildi.
Son için seçenekler sonsuzdu.
Yaşamayı reddederdi çiçekler onsuz.
Bunu rüyamda anlatan, bir gezgin.
Gözleri yücelerde ölümle dizgin.
Onsuz yaşamak, yaşamak değildi.
Aşkı fısıldadı ve eğildi:
Çürümeye başladı beden.
Sonsuzluk için yemin eden;
Yeni bir ruh, yeni bir başlangıç.
Aşk ışığında, ölümsüz bir kırlangıç;
Kanatlarından, yeniden alevlendi.
Bir mavi yangın, bir asi gökyüzüyle evlendi.
Ve herşey yeni bir başlangıç ile ilgili.
Karıncalar, solucanlar, ve parazitlerin stili.
Aşk için su üstünde köpürdü bedenler,
Köpek sürüsü için deri ve kemikler.
Yaşamak istiyorsan eğer,
Aşk için ölmeye değer.
Bunun nasıl olduğunu biliyor musun?
Bir hayalet ruhunu yalayınca.
Bir kemirgen düşüncelerini ısırınca.
Onun gözlerine bir merdiven kur.
Çünkü sonsuzluk gökyüzünde durur.
Izdıraptan kaçınmak aşka eğilmelisin.
Yumuşak bir şekilde şarkı söylemelisin.
Aşk seni uzaktan duyar,
Şarkılarına ölümsüz sevgiler koyar.
©mustafaks
M