U

ÖLÜMLERİMİ ADDEDİŞİM

Nazenin yağmur damlalarıydı son bakışın.
Gözbebeklerindeki tüm hücreler bir bir yağdı yüreğime.
İçim çöldü, nereden bilecektin, baktın işte...
Tanyerini ağartmayan şarap kırmızısından bir kadehi,
Zehirli ırmağa daldırdım, vuslat saatiydi.
Ruhumu teshir eden büyülü bir etkiye sarmalayıp kendimi,
Teslim ettim bir boşluğa.
Bir boşluk.
Bir boşluk bana ne v'adedebilirdi ki?
Dibe vurduktan sonra yalnızca yukarı tırmanırsın, dediler.
Ben en ücralarda en dipleri de kazdım.
Gönlümün perdelerini çektim çoktan.
Güneş artık doğmaz oldu.
Yüreğe bir kere baskın yapan bir hançer
Her yeri kırmızıya bular ya; akşam güneşinin kırmızısını,
Onda aramaya başladım biçare.
Hançer, yalnızca parçaladı.
Varlığım kadar yokluğumu da feragat ettiğim ummanlar,
Maviden beyaza çaldı, kara kışta, zemherinin ayazında,
Ateş kırmızısıydın, kapıldım rengine.
Buz kesmiş mülahazalarım seninle ısınmıştı oysa.
Çok kısa bir vakitlik gafletle, üç saniyelik uykuda,
Yandım. Yanıldım sevgili.
Ne tarafa esiyorsa poyraz, o tarafa doğru büyüyorum.
Yeller veçhe savaşında boğuşadursun, dumanlarım semalara ulaşsın.
Ben göğe doğru büyüyedurayım, simsiyah bir is olarak.
Sen de küllerimi savur denizlere.
Bürüneyim toprak rengine, serabı su sanayım ama,
Bedenim denizde olsun sevgili, ruhum çölde olsa da.
Son kez, sanki son bir kez, bir daha hiç olmayacakmış gibi,
Ve en teshir edici olan da ilk günkü gibi...
İçim, kasım ayının krizanteminden bir demet misaliydi.
Bir kere ölmedim ama, bu son addedişim sevgili.
u.printer