Sırlarla dolu mabedimin kapıları eskimiş, Aşınmış menteşeleri.
Gönül bahçemin etrafı çevrili,
Paslanmış telleri.
Ahşaptan yapılmış penceremin buğulanmış camları.
Yağmur sularıyla ıslanmış,
Necip Fazıl'ın serseri kaldırımları.
Biraz daha kanıyor hicranım gecenin karanlığında.
Yazıyorum bu satırları antika bir gaz lambası altında.
Loş ışığında titreyen alevi, üşüyen ateşi,
Onu saracak bir battaniyesi yok,
Benim gibi yapayalnız ebedi.
Tükenmesin mürekkebim bu satırlar oldu bana sevdalı bir eş.
Uykumdan uyandırır beni,
Sokağımdan geçen kimi sarhoş kimi keş.
Her zaman baş ucumda durur,
Ölümlü bir kardeş.
Güneş marazlanmaya başlamış,
Saat olmuş sabah beş.
©ikrar
I