Yüreğine altın kolye takmıştı
Hiç paslanmaz sanmıştı
Şimdi çökmüş masasına
Akan terleriyle sayfaları ıslatmıştı
Bacakları titriyordu
Kasıklarından başlayıp
Ensesine sonra şakaklarına kadar
Sızmıştı ölüm arzusu
Baktı iki kadeh karşısında
Biri kırılmıştı
Sisli bir atmosfer sarmış
Yoktu taptaze meyve tatları
Bugünü yas ilan ediyorum dedi
Penceresinden baktı sokağa
Küçük bir çocuk ağlıyordu
Dedi onun gözyaşlarına sahip olsam keşke
Parmağıyla işaret yaptı anlamsız yere
Bir yanı bağlı, bir yanı kanlı
Savaşlar başlamıştı iç dünyasında
İyi düşünemiyordu ne yapacağım dedi bu halde
Sağlıklı kararlar verirdi hep
Küçük mutluluklar peşindeydi
Biraz elleriyle başını tuttu
Sonra elindeki bütün
Sakinleştiricileri yuttu
İnatlaşamıyor dünyası mahsen
Onun dili tatlıydı dedi
Olduğu gibiydi
Onun doğallığını bulamam
Hüzünlü bir şekilde tekrar tekrar
Dinledi onu anlatan şarkıyı
Yatak odasının kapısını kilitledi
Bir daha açamam dedi
Tek başına devirdi şişeleri
Yalnızlığına sarılıp sızdı.
©ozkan1982
Ö