Efkarlıyım, denizlerin maviliği kadar
Kuşların ötüşlerine hasret kaldım
Kapkaranlık mapusanem ve soğuk ranzamda
Erimiş sevdalar, bitmiş karlar yağmış şehrimize
Yağmurlar kurutur buradaki mahlukatları
Herkes sarhoş, herkes belalı, ben sana vurgun...
Yağmur diledim bulutlardan maziyi düşlerken
Sen düştün aklıma, geceler nasıl da izler seni
Beyazlaşmış saçlarına şaşkın şaşkın bakarlar
Arkamdan vurursun dolunayla birlikte
Geceler hain, geceler düşman, ben sana mahçup...
Rüyalarımla süsledim tüm olasılıklı gelişlerini
Nasıl da göz yaşlarımla yanarım kendi halime
Vazgeçmeyen gönlümü atarım Boğaziçi köprüsünden
Yağmurlar seni alıkoyar sen deniz de boğulurken
Yağmurlar dost yüzlü, köprü katil, ben sana ölürüm...
Anlarsın elbet bir gün beni, mesela sevdiğin gün anlarsın
O zaman kalbin şaşırır yolunu, utanırsın
Sözlerimi işitir, sevdama boyun eğersin durduğun yerde
Dertlerini zehir yapıp içersin bana haber vermeden
Kefen dikilmiş, suyun kaynatılmış, ben mezarın olmuşum...
R