Maviye hüsran çırılçıplak arazinin ortasındayız
Gök yüzü buğday rengi, arpa tozunda
Altına çalar değil gözlerimizin el verdiği
Hısım garim dört tarafımız
Cırrık cücükleri ulu, Alemecekler yaz mevsimine kanıt
Tanık olmadığımız "dağ arkaları"
Bedenimize seyahat kayası hoş dağların, gezebildiğimiz dağların:
Çocukluğumuzu sevindiren
Gençliğimizin çakılı kaldığı, patika yolları
Doyumsuz seyahatlerinde
Var, tut pürenlerinden yeşili, olmasa da
Sıla
Sarı calbalarında ateşin izi var
Aklımız duman
Kayakertiçlerinden eksik olmaz korkular
Elöpenlerinin rengine aman aman
Hasretimize dayanan ey toprak!...
Taşlı çağıl
Sende kaldık, güzelliğinle durduk
Hayatımızsın, tastamam
Siftahı olmadı yüzgörümlülüğümüze
Seyahatinin
Asfalt yolların cazibesini tanıdığımız da
Makina seslerine hürmet
Öteberi düşünemezdik elbet
Tepetakla olmuş
Antipatiseldi umut
Ve umudun renklerinde insani konum
Ormanlık dağlar
Yine arkası var
Sevdalarımıza seyehat önsözdü ağaçlar.
Dallarındaki renkler
Her renginde ayrı kentler
Yapraklarında sızımötesi duran
Artık, sıra sıra kaynayan insan
Aşkları yaşamaktı öğrendiklerimiz
Siftah sevinçlerimiz, bade sunumları
Şarap tadı duyduklarımız
Biz,
Yaşanılanların her şeyine sarhoşuz.
Şimdi yok
Asıldan murat olmayan duygularım var
Tepeler gel git kentler
Zirveler kadük hüner
Dalışlarımıza sığmayan ummanlar
Yaşamanın izindeyiz
Bitmez güzellikler,
İstemlerimizde özgürlük
Kaynar barışa yüreğimiz
Gezmek bize her şey, yâr
Mavilerine hüsran olsa da yaşadıklarımız
Tebelleşimizdeki kalan dünya
Duy
Görün ey insanlar
Yaşadıklarımızı güzelliğe say
En güzel hüzüntü
Seyehat
Budur bize efkâr.
©hamit
H