D

~ Otuz Üç Şehit ~

Otuz üç şehit!
Hayatlarının baharındalardı,
hayalleri, ümitleri, özlemleri vardı hepsinin.
Ne yazık hiç birini göremediler,
göremiyecekler de.
Adının ve kimin olduğu belli bile olmayan
topraklar da, vatanlarından uzak da,
üstelik kendi savaşları bile değilken,
hayattan koptular,
daha doğrusu koparıldılar.
Soruyorum peki şimdi, ne için ve kim için
bu neğdüyü belirsiz lanet olası catışmalar.
Daha kimin eli, kimin cebin de belli bile değilken, o olmaz olasıca ortadoğu bataklığında bu otuz üç canın ne işi vardı.
Sağlıklı verilmeyen kararlar,
ve hiç düşünülmefden atılan
adımların sonucu bu hepsi.
Peki ya ne oldu;
otuz üç ocağın, otuz üç ana babanın, yârin
otuz üç evladın yüreğine,
cehennem ateşine denk ateş düştü.
Hani diyoruz ya şehitler ölmez,
vatan bölünmez diye,
yok arkadaş yok; öyle değil bu işin aslı.
Malesef şehitte ölüyor,
vatan da görünmez
bir bilinmeze sürükleniyor.
Sorarım sizlere;
ne zaman kurtulacağız
üzerimize serilen bu ölü toprağından,
ne zaman uyanacağınız
bu ölüm uykusundan.
Vatan elden gidincemi,
yoksa verecek hiç şehit kalmayıncamı.
Aklım almıyor, vicdanıma
sığmıyor bu kadar vurdumduymazlık.
Yazık gühah değil mi,
onca aileye, yüreğe.
Bir evlat o kadar kolaymı yetişiyor,
bir can bu kadar mı ucuzluyor.
Zevki sefasın da olan için belki bunlar
birşey ifade etmiyor, ama
gün gelip kendini vurduğun da
veryansına başlıyor.
Nasıl bir akıl tutulmasıdır
bu gerçekten anlayamıyorum.
Bu otuz üç masum canın hesabını
kim yada kimler verecek
inanın hiç bilmiyorum.
Ve herşeye herkeze inat yeniden haykırarak Başkomutan M.Kemal Atatürkün
" Yurtda Sulh, Cihanda Sulh"
ilkesine dört elle sarılıyorum.
Başın sağolsun "TÜRKİYEM"
Yazan; Dağhan
©dağhan