Ö

Öylesine

Öyle berbat bir durumdayım sanıyorum ki, aradığım da bir şeyler bulmakta zorlanmaktan, iyi olmadığım için kendime kızmaktan fazla bir adım yol alamıyorum.
Yokluğu tamamlamanın yolunun eskiden sevdiğim kadınlar, acılar, kavgalar, telaşlar bunlardan geçmediğini anlatamıyorum kendime.
Bugünlerde huzursuzluğum iyi olmaktan.
Kötü olmaya hakkım yok fikrini kendim dahil herkese kabullendirdim.
Ucundan tutup ağlayacağım tek bir şey yok lakin gözlerim doldu taşıcak.
Özlememem gereken her şeyi özleyip, kendimi bokun içinde hissetmediğim her an durup o güzel yapaylıkların içinde tıkılı kalıp boğuluyorum.
Bir oyun, bir film, bir kaç parça eşya mutlu edebilseydi belki diğer bütün insanlar gibi ben de yaşamanın bulanık zaman nehrinde bi yosun parçası gibi sürüklenir giderdim.
Ama bulduğu her taş parçasına takılıp az daha küçülen bi ağaç dalından başka bişey olamıyorum
Üstü yosun bağlamış.
Olmak hissi diye bir şey uydurdum götümden.
İyi yada kötü, mutlu veya üzgün, olmak işte..
Ama öylesine olmak beni o kocaman anlamsız boşluğun içine atmaya yetiyor.
Ya günün, bir ömrün içinde olduğundan haberi yoksa
Ya ben o günü ömrümden saymazsam
Öylesine yani.
O yokluk ki, alabildiğine yok
Yüzümde hüznün ve neşenin esamasini ararken buluyorum dostları.
O eski neşemin tükenmişliğinde, zamanın ve yaşanmışlığın bıraktığı bu sıçtığımın olgunluk hissi
ve bu yaşın yanında getirdiği içimde güzel olan her şeye koyduğu küçüklük hissi.
Büyümek ya bizim küçülmemizse Derya.
Mutluluğumuzun, hayallerimizin, heyecanımızın, sorularımızın.
Ya büyümek bir yanılgıysa.
©öylesine1i