Göz bebekleri benzer kör kuyulara Kaçıncı asrın şahidi bu? Aynı karanlık Her asır pranga vurulmuş duyulara Kaçıncı kuyu bu? Yıldız düşsün bir anlık
Kılıçlar tortulandı göğüslere Bulutlar baca olmuş, ufukta handık Sonuncu darbesi kartalların üslere Her demde akan, son pıhtılaşmış kandık
Pusu kurmuş uçurumdan yokuşlara Her adım başı sinsi bir kayalık Bir düş hediye etti aklım koğuşlara Kaçıncı hücre bu? Etrafa sinmiş karalık
Söz öbekleri benzer ıssız kumlara Tane tane birikmiş muazzam sıcaklık Nefesi anlatmak kokladığım zakkumlara Yürekte bir ay, şafağa açılmış kucaktık
Cevap aramak şu yanlış sorulara Neydik, neyiz, nerde kaldık? Aldanınca Adem meyve süslü korulara Mana uzaklaştı, maddeden ise borç aldık
Sır denilir mi? Kehanet yüklü olgulara Çekildi perde ve bir sanrıda hapis insanlık Bu satırlar sığdırdığım bir özet, derin sorgulara Kalktı yasak, yenildi meyve ve Ademde ihsanlık!
©şair_zanta
Ş