Sen kanat çırparsın gök mavisi zirveler de,
Ben tutsak bir gönül kafesin de.
Sen gün doğuşuna, hep kanatlanırsın özgürce. Ben bir sevdanın göğüs kafesinde ki kalpte mahkum.
Özgürlüğüme doğacak özgürlük güneşini çok bekledim,
Ne zaman doğacak güneşim,
Özgürlüğe kanatlanıp uçaçağım senin gibi, Hasretle hep yollarını gözledim.
Ardından hep hasret bıraktın,
Neredesin özgürlüğümün güneşi, barışın ak güvercini.
Sevdama kanat çırpaçağın yok gibi.
Dört mevsimi unuttum.
Dört duvar arasında aşkı yazan kalem,
O aşka ben mahkum, aşkımın özgürlüğüne bir seni bekledim.
Geldin geleceksin diye hep yollarını gözledim,
Ardında hep hasret bıraktın.
Nerdesin özgürlüğümün güneşi,
Barışın ak güvercini bahtıma kanat çırpacağın yok gibi.
Gönül kafesi oldu bana bir zindan,
Gönlüm aşka mahkum edilmiş.
Ben yine bir tutsak ,
Tırnaklarımla adını gönül duvarlarıma,
Bu son şafak diye kaç kez yazdım.
Göğüs kafesim de kanayan ciğerlerimden,
Tırnaklarıma akan kanımla al ala boyadım. Aşka yazılmış herbir satırı sana göndermek istedim.
Okumanı diledim ama sana gönderip okuman için ne bir yol ne de semaya çırpacağım bir kanat bulamadım.
Ve ben yine tutsak tutsaklığımın özgürlüğüne Kanat çırpaçağın yok gibi barışın ak güvercini.
Saksılarda, göz incilerimle papatya çiçeklerini hep yeşerttim .
Özgürlüğüme gelecek bir baharı hep seni bekledim.
Ardında hep hasret bıraktın,
Nerdesin özgürlüğümün baharı,
Barışın ak güvercini, geleceğin yok gibi.
Ve ben yine tutsak aşkın özgürlüğüne, ben bir mahkum.
©doğukan01
H