Yine kalbime çukurlar eşiyorum bu gece
Bilmiyorum hangi çukurda kimin yattığını
Bilmiyorum seni hangi birine gömeceğimi
Ve bilmiyorum toprağımın ne zaman biteceğini...
Sehpama vuruyor bu gün sayısız günah
Yukarı çekemiyorum yüreğim ağır basıyor
Oysa ben düşersem kim gömecek beni
Kim gömecek beni o derin kuyulara
Düşlerim bu kadar tazeyken ruhumda
Denizlerim dalgalı, kanım bu kadar deliyken
Öptüğün yerin üzerine yatamazken yüreğim
Yastığımdan bile kıskanırken dudaklarını
Kim gidecek bu alayın en önünde
Kim son bir bakış atacak üstüm örtülürken
Ve kim son kez düzeltecek üzerimdeki yorganı...
Uzaklarda doğuyor gözlerim
Bütün kuşlarım havalanırken sehere karşı
Uzaklarda kapanıyor düşlerim
Uzaklarda yağıp uzaklarda ıslanıyorum
Sanırım uzaklar açıyor bana kollarını
Bir kuş kanatlarında yakıyorsa özgürlüğü
Bütün kızıllığına rağmen batmıyorsa gün
Umutlar bu kadar beyaz geliyorsa ellerime
Yalnızlığa tutuşan bir çocuğun gözlerinde
Işıyorsa bütün rengiyle hastane duvarları
Bütün parlaklığıyla gülüyorsa bedenine
Ve bir şiire takılıp kalıyorsa yüreğim
Kim son kez başucuma su koyacak ?
Kim saçımı okşayıp rüyama girecek ?
Ve Kim her kürekte kapatacak yüzümü ?
Seher vakti çalarken düşüncelerimi
Ay yüzünü yıkarken gözlerinde
Bulutlar en sevdiğin renge bürünürken
Güneşin ilk ışıklarını alırken ellerin
Bir toprağa yapışan bedenimle
Üzerime sürülen bir ruhun aynasına bakarak
Her atılan toprakla daha da gidiyorum uzağa
Sanırım uzaklar açıyor bana kollarını
Sanırım uzaklarda hiç gece olmuyor...
Yeter dökmeyin gözyaşlarınızı üzerime
Islatmayın beyazlığımı kirli kadehlerinizle...
Son bir kez daha bakarken kendime kendi gözlerimden
Son bir söz daha delip geçiyor bedenimi
Bir papatya kadar çaresizim bu kumarda
Beyazlığım çekilirken bir gelinlik gibi
Bir ölüyor bir ölmüyorum...
©tolgabelli
T