Israrla emdiği sigarasının dumanı henüz içindeyken öksürük tutan,
kara kuru illetli bir adam gibi;
her tarafından sesler ve dumanlar çıkartarak gelir kara trenler...
Bembeyaz papatya tarlalarının arasından geçerek...
Yahut ekşi suratlı kara kuru adamlar “kara trenler gibi” gelirler insanlar arasından;
Sevdalarıma doğru! ..
Sevdalarım nedir mi benim? ..
Benim sevdalarım; el değmemiş ve üzerine ayak basılmamış papatyalardır;
gözleri sana benzeyen! ..
Ve yaprakları sana benzeyen...
Ve boyunları sana benzeyen; incecik!
Niye sana benzer ki papatyalar; böyle tiril tiril ve tertemiz oldukları için mi?.. Böyle her biri diğerlerinden farksız ama her biri bir diğerinden daha güzel olduğu için mi?..
Yoksa, her bir papatyayı mükemmel kılan; dantelsiz, boyasız o sade güzelliğinin idrakinde olması mı?
Evet, sen “farksızsın” herkesten; tarlalar dolusu, binlerce papatya arasındaki herhangi bir papatya gibi...
Ama; “benim papatyam” gibi!.
©arsizsair6
A