İnanamadım sana bu gece.
Karşıma geldin birden,
Ay ışığında kendimi yalnızlığımla beklerken.
Bir melek gibi.
Ve güldün yüzüme,
Ağzından "nasılsın" sorusu döküldü,
Kalbimden sana şiirler döküldüğü gibi.
Ve sen güzüme,
Bir ilkbahar doğdun peri.
Ve şu geceleri,
Ve şu ecelleri,
Ve şu ölümleri,
Susturuverdin.
Nasıl yaptın?
Nasıl sığdın benim deli gönlüme?
Çarptın mı yoksa,
Okşayarak mı girdin içine?
Ve doğdun yeryüzünde,
Bir harika olarak bana.
Ve ilkbaharın da güzün de,
Hediyesisin bana.
Güldüğün yüzümde,
Artık yaralar açmıyor.
Sen bana baktığın günden beri de,
Yüzüm acı saçmıyor.
Ve şimdi nerelerdesin?
Üşüyorum,
İster zemheri soğuğunda,
İster cehennem sıcağında.
Sen yoksan her yer bana akşam,
Sen varsan ben uyanamam.
Ama nerelerdesin?
Hangi yüzler var yanında?
Senin yanında kimler var?
Sana selam verenler hangi kuşlar?
Hangi limanlardasın?
Bir gemidesin,
Gönlümün sularında.
Sen yemeğisin,
Öksüzün de garibanın da.
Sen artısısın,
Sabahın da akşamın da.
Sen canısın,
Kaktüsün de yakamozun da.
Ve hangi çiçektesin?
Hangi çiçek biriktiriyor kokunu?
Söyle de gireyim içine.
Yatağım olur yaprağı,
Kokun yemeğim zaten,
Gülüşün lambanın ışığı.
Ve burnun kokumu,
Hatırlatıyor mu sana?
©şiirefendi
Y