_

...

Bugün yine çocukluğum dokundu omzuma.
Bir koku uzattı burnuma doğru.
Geçmişin saflığı vardı sanki içinde.
O kokuyla yıkanmamı, temizlenmimi istiyordu sanki.
Bir avuç dolusu masumiyet vardı minik ellerinde.
Temizledi beni usulca.
Önce zihnime bıraktı bir parça.
Sonra bir parça gözlerime daha sonra kulaklarıma.
En son tüm bedenime dokundu o masumiyet.
Tüm günahlarımdan arınmıştım sanki.
Sonra tuttu ellerimden!
Koşmaya başladık yeni yeni baş vermiş başakların arasında.
Başka bir evrendi sanki...
Gözlerim başka bir pencereden bakıyordu hayata.
Kulaklarım daha net duyuyor, bedenim ise koşmuyor uçuyordu adeta...
Gerçek olamayacak kadar güzeldi herşey.
Gerçek değildi de zaten!
Yaşadıklarımın bir hayal bir rüyadan ibaret oluşu canımı yaktı!
Yavaşladım.
En sonunda durdum!
Baktı yüzüme, gözlerim doldu.
Bekledim...
Ellerini uzattı yüzüme doğru.
Gözlerime dokundu minik elleriyle, kapattı gözlerimi.
Fısıltılı sesi yankılandı tüm zihnimde!
"Arşa yükselt benliğini, günahsız inciler salınsın esaret sarılı yüreğine. Savur her telinde acı saklı günlerini gökyüzüne! Böylece dolar belki kimsesiz avuçlarının boşluğu. Bırak kalbinden ruhunun boşluğuna sızan buruk kanda boğulmayı! Özgür bırak senliğini! Özgür olur belki benliğim..."
©_merideyn_