Aradan çok zaman geçti.
Belki dört mevsimi birden yaşadı bu yüreğim.
Önce ilkbaharın samimiyetine inandım,
O hafif esintilerine kendimi bıraktım,
Ama içime çöken o zifiri karanlığa,
Baharın o güzellikleri bile dayanamadı.
O günden sonra bana boyun büktüler yüzünü çevirdi çiçekler...
Hemen ardından yaz geldi,
Güneşin o sıcaklığına içim eridi,
O ışığı bir umut olarak hissetti yüreğim,
Ama olmadı,
Yazın o anlatılmaz sıcaklığı bile gözyaşlarımı kurutamadı.
O günden sonra da,
Güneş doğmaz oldu sabahlarıma...
Bir kış vardı kendimi bulduğum,
Beni güçlü tutar acılara karşı dedim vücudumu saran o soğukluğu,
O beyaz örtünün altında saklarım dedim acılarımı ,
Ama içimde ki o koca yangın yok etti o beyaz duvarımı,
O günden sonra kartaneleri yüzüme bile bakmadı...
Elimde bir sonbahar kalmıştı,
Zaten bu masal burada başlamıştı,
Şimdi ne o sağınak yağmurlar yetiyor bana
ne de o şiddetli rüzgar,
Nefret kusuyor savrulup giden yapraklarına ağaçlar,
Bilinmezlere doğru savruluyor yapraklar ,
Artık ne baharlar ne kara kışlar,
Ne de beni baştan yaratan bu sonbahar,
Dayanamıyorlar Güzmasalı ' nın kanlı yaşlarına,
Çaresiz ve yorgun mısralarına,
İmkansızlıklarına,
Dayanamıyor...
©güzmasalı
G