Şair kime denir ?
Yazdıklarındaki bütün incelik, kalemini bilemesinden değil, yüreğini bilemesinden gelir.
Bu incelik, öyle bir incelik ki, koca bir bedeni, bir iğne deliğinden geçiriverir. Şair yazmadan önce içini döküverir kağıda, mürekkebi canından, kanından dökülenlerdir aslında. Şair aslında yüreğini sarar kağıda, külaha sarılmış tuzlu bir çekirdek gibi, tat aldıkça doyamaz, doydukça susar, suyundan içmek istersin kana kana, şiiri can suyu gibidir şairin, geçtiği her yerde nice çiçekler yeşertir ve bazen de şiiri kıvrımlı bir labirent gibidir, sonsuza uzanan, içinde kaybolunup, bir daha çıkışı bulunmayan bir yüreğe hapsolmaktır adeta. Bazen de yüreğini sardığı kağıdı buruşturup bir kenara bırakır şair, çünkü yazmak acı verir bazen, sonra günün birinde buruşturup kağıda sardığı yüreği, kozaya sarılmış bir tırtıl gibi, kelebek olup uçuverir, aşkın ve sevginin diyarına. Peki ben şair olabilir miyim, hiç sanmıyorum, çünkü hala seni yazamadım, anlatamadım, kağıda, kaleme, ne yapayım olmuyor işte . Ama şair olursam günün birinde, ilk seni yazmak isterdim, seni anlatmak bütün gönüllere!
©mesutberk
M