_____________________________
Sırtımda aldığım yaralardan
Kalma bir ürperti;
ben gerçekten bu kadar soğuk
ve hesapçı bi kalbe sahip olamam..
Ki bilirim kendimden bilirim,
Sevilmemenin dipsiz boşluğunu...
kimden vazgeçmek kalbimi kıracaksa
Bilhassa onu seçer,
yada onsuz yaşayamadığımı
düşündüğüm insanın,
gurursuzca kibrinden öperdim..
Şimdilerde ise;
Aşkın arzusunun uyumunun,
aklımı çelebileceğine dair
ufak bir işaret dahi yok...
potansiyel eşlerimin bana,
neler sunabileceğine gelirsek,
duygusuz bir değerlendirme
yapacak kadar vaktim de yok...
Ruhum o kadar ki asi ve tok!..
sanki gün sonunda olay;
bi fırıncı mı ?
Yoksa bi avcı mı?
Varlığımın daha uzun sürmesini
sağlayabilir sorusuna dayanacakmış gibi
Özellikle sahip olduğum bütün duygular
isyancılar tarafından sömürülüp
infilaka uğramış gibi..
Olay mahaline yabancıyım..
Tecrübelenmiş kara sancıyım..
Şiirlerle çırpınan sessiz bir KADINım;
yaralı duygularımı iyileştiricek
Ne zamanım nede enerjim var...
Ciğer ezmesi ve incir kurabiyesinden
oluşan şafak öncesi kahvaltısı..
ve annemin en çok sevdiği irmik tatlısı,
terk edilmiş çocukluğum ise cabası..
Ensemden duruyor hala ihanetlerin..
İnan bana amacını aştı bu aşk belası..
Her yer kibir tarlası bense müptelası.
Bir arbede var kalbimde;
kalabalık keskin yokuşlara kayan,
Arbede sebebidir duyguzede yayan,
İsyancılar...
Falcılar..
Anıların büyük kısmı derhal öldüler.
Hayat köşemin ördek kuyruğu
uzantısına benziyor olması ..
sesimi yutan kalınca halının pası..
ve ağır duvar goblenleriyle
fazlaca yutan renkler curcunası..
yumuşak bir ışığa hasret ben
Maddesel pastil düşlerin ertesi..
perdelerin ardında gizlenen çocukluğum
Kalemime konu olan yokluğun...
Hiçbir şey kusursuzluğun sembolünü
çocukluğum kadar iyi tarif edemez...
ve hiç birşey masumiyetin simgesini
Kardan ADAM kadar özel temsil edemez.
Konuşmamız gereken çok şey var!
içimden bir ses sessizliği oynuyor
Faili mechul duygulara doymuyor...
Bu sözler ölüm öncesi acıtan sızı,
Ölümümün sebebi olacak bazısı..
Monikanın hayaliyle flört eden,
ilaçla sersemlemiş bir şizofreni gibi,
bağrına bıçak saplanmış sınırı olmayan
muptezelin şişesinin dibi..
Ve mezarına dikenler eken
bir sualistin amaçsız kanaması gibi,
Gereksiz bir karalama sanatıydı,
Kaleme döküp,
Seni gönlümden söktüğüm anlar...
yüreğimde zihnimde doluydu kanlar..
Dediğim gibi konuşmaya
ihtiyacım vardı.
Lakin olgunlaştım kandırılma
kapasitem sınırına ulaştı
Yeni avın rastgele sana bensiz yarınlar..
_____________________________
Saygılar...
©sualistt
S