G

Renklerin Sustukları

Kırmızı,
Bir kalbin çarpışı kadar gürültülü.
Aşkın en acelecisi, öfkenin en yalancısı…
Yanmak isteyenler seçer onu,
Kendini hissetmek için kanayanlar…
Çünkü bazı insanlar,
Sadece çok hissettiklerinde yaşadıklarını sanır.
Mavi,
Sonsuzlukla yalnızlık arasında bir çizgi.
Gözyaşının rengiyle gökyüzünün sessizliği aynı tonda…
Dingin görünür ama derinlerinde boğar.
Onu seçenler, içindeki fırtınayı gülümseyişle örter.
Çünkü bazı insanlar,
Hüzünle barışır da, kalabalıkla savaşır.
Sarı,
Gülümsemenin rengi gibi görünür,
Ama bazen en parlak şeyler de en yalnız olur.
Bir çocuğun içindeki kırılgan neşedir sarı,
Umudun giydiği tişört bazen sarıdır.
Onu seçenler,
Mutlu görünmeye yeminli ama içi eksik kalanlardır.
Çünkü bazı insanlar,
Kırılmaktan korktukça daha çok parlar.
Yeşil,
Kaçışın, bekleyişin ve kabullenişin rengi.
Doğa gibi… hem doğurur hem de unutturur.
Umudu toprağa eker ama büyüyene kadar susar.
Yeşili seçenler,
İyileşmeye çalışırken hâlâ kanayanlardır.
Çünkü bazı insanlar,
Kırıldığını belli etmeden iyileşmek ister.
Siyah,
Sonsuzluğun suskun dili.
Ne iyi ne kötü… sadece her şeyin bittiği yer.
Gizleyenlerin, unutanların, unutturulanların rengidir.
Siyahı seçenler,
Konuşmaz ama hep duyar,
Görünmez ama her şeyi bilir.
Çünkü bazı insanlar,
Karanlıkta daha net görür.
Beyaz,
Saflık değil, başlangıçtır.
Temiz bir sayfa değil, silinmiş bir hikâyedir çoğu zaman.
Her şeyin üstünü örtse de,
En çok da içindekileri bastırır.
Beyazı seçenler,
Geçmişini susturmuş ama hâlâ taşıyanlardır.
Çünkü bazı insanlar,
Unutarak değil, örterek yaşar.
Ve sonra, insanlar…
Bir rengi seçer.
Bazen farkında bile olmadan…
Kırmızı seçen kalbini duyurmak ister,
Mavi seçen susarak haykırır.
Sarı gülümser, içi ağlarken.
Yeşil bekler, bir gün geçecek diye.
Siyah susar, ama hiç unutmaz.
Beyaz siler, ama her şeyi hatırlar.
Ve biz…
Hangi rengi sevdiğimizi söylerken,
Aslında kimseye değil,
Kendimize itiraf ederiz:
“Ben buyum, ama kimse görmesin.”
©gecesiyahı
©gecesiyahı