I

riayet dolu bir ölüm

Sayfada saygıyla fakir bir şimal göz görsün diye
Caddelerde komşular gezer, hısımlar solda
Önce İzmir, önce izmir, daha sonra ölüm türküleri
İzmir en heyecan en çılgın deniz süvarileri
Bir zamanlar ölüm döşeğinde kalmış bir çocuk
Çocuk ama fidan gibi güpgüzel, gencecik
Yeşiller içinde uyuyakalmış, uyuyakalmış
Ve melon şapkayla
Ve vakitsiz gelen çan sesleri
Bre! yalan dünya...
Memleketimin kırlarında gezinen
Ne idügü belirsin, gözleri kara, kirpikleri kara
Aşk maşk buz gibi, sevda dolu yüreği
Sevi gibi bir yurt ocağı, ocakta bir ateş
Dışarısı bembeyaz karlar gelin olmuş kadın
Ölüm
Beyaz
Beyaz bir gelincik çağlardan aşkın önce
Önce bembeyaz bir gelincik
Önce ölüm
Önce ölüm.
Vakitsiz ölüm, her zaman fakir şimal dağlarındadır
Ölüm gecikmez, gecikir mi?
Yoo...! dişleri sapsarı
Altın kesilmiş elleri, alnı yüz karası
Benim o kendi yüreğimden çıkan lav.
Bir ağaç sürüsü nal sesleri
Bir at kızımtrak bir at sevişiyor ölülerle
Bir at.
Ölüm gecikmez, gecikir mi?
Yoo...! karnı sıcak, yüzü alımlı
Ben dün ölmüşüm bunu bilmiyorum
Ellerimde kan yüz karası kan
Kanlar derenin altından akıyor
Sıvımsı yüzler denizleri boğuyor.
Ölüm gecikmez, gecikir mi?
Yoo...! dişleri sapsarı.
©ikinciyeni