Tepemizde kör sabah
Durmadan tarçın ve hüccet kokar.
Milâttan kalma bir tapınak misali...
Usuldur, derindir
Ve denizdir bu mezra
Yağmura kavuşmuş toprak gibidir lâkin;
Mâzisi kurak...
Ellerden hoyrattır akşamüstü,
Çünkü kalabalığa şapka çıkardığım bu gecede
İn, cin top oynuyor inadına.
Evlerin kurumlu bacaları yıkık dökük
Ve duvarları bitmiş
Şimdi tıpkı her insan gibi...
Bu âhenkli yalnızlık geceleri beni bidâr eder.
Sokak başında yalan söyletir
Bir söğüt dalının gölgesine muhtaç bırakır
Be bir sigara gibi iki dudak arasında tüketir tüm ömrümü.
Vu günlere şükür ki kuş oldum ben
Ve gökyüzünde
Yatsıdan sonra bir bir yanıyor mumlar.
Çünkü ben gözlerimi kaçırırken güneşten
Sana yalan söylemedim...
Zirâ kör olacaktım bakmaktan yüzüne...
Affet beni Rimâ
Hiçbir terzi çırağından kılıf bulamadım yaramın cerahatine belki.
Çünkü ben gözlerimi kaçırırken güneşten
Sana yalan söylemedim...
©aspidistra
A