_______________________________
Döşemesiz harcı çakıl taşlardan,
toprak bir evde bıraktım gençliğimi..
Asla savunamazdım doğru bildiğimi..
Toprak sanattır derdi büyüklerimiz..
çamurdan desenler yapardık yağmurda
akıtan sayvan yapraklı damımıza..
Yosun hikayeler dolardı çanağımıza..
Toprak emektir derdi Sevdiklerimiz
binerdik kendi emeğimizle yaptığımız
bacağı kırık tek gözlü atımıza...
Toprak evdir yurttur derdi Annelerimiz
Takardık sipi rengi gerdanlığı karbeyaz
kapımıza...
kara'nın çocukları derlerdi adımıza..
tek söz getirmedik ata şanımıza...
toprak mekandır derdi
muhalifler ilbilimciler...
tefekkür etmek düşerdi payımıza..
Toprak kara sevdadır derdi ozanlarımız.
Topraktan öte gül yok türküsü
konaklardı sazımıza...
Ne gereksiz avuntularla girdiler
masum kanımıza.
Neden vurdularki ateşten semeri
Körpe sırtımıza...
Halbuki biz hep gün sayardık
cennetten bedelli beton yurdumuza...
toprak doğurgandır derdi tarih
ansiklopedi...
Doğurmak marifet değil derdi
dokuz canlı anne kedi..
Sabilerin gözleri yaşlı,
albatros kuşları telaşlı,
Kısırlaştı doğurgan külleri..
kahırdan atıyor ihtiyarların
tenindeki solgun deri...
o vakit hak serden deldi,
umut tepetaklak heybeye düştü...
Kuvvet itaatsizlik etti,
damarlanmış bileğe küstü...
kırıldı yarınlardan saçaklı mandallar...
çamur toprağı sömürüp,
tohumlar öfke kusup tene düştü...
Sevdalar bataklık çukuru,
tarlalar dolusu vahim ızdırap...
hal böyle iken ot dara gönül yare düştü.
Isterdim elbette..
Bilhassa ben isterdim..
Fabarcastel gök burmalı allı pullu
Rengarenk boyalar..
Lakin bizim obalarda tek renk kullanırdı
Dili geçmiş çocuklar...
İs karasıyla bezenirdi kaderine
Terkedilmiş sokaklar...
Ansızın bir ölüm gelir,
açlık oyunuyla kırgın
ruhları kucaklar...
O zamanki anlardı insan,
bir avuç toprak bedeni var gücüyle
sarıp bin ah sıfatında tokatlar...
Toprak yağmura karışır,
kahve tonundan mütevelli sarışın
Arpa çiçekler doğardı..
Küçük Nur'un içsel feryadı
beni ormanlarca boğardı...
Bu dağdır Bağı bahçe
reyhanlı şanlı gülistan..
Aman çocuk dikkat üzerinde paralansın
O yamalı fistan...
Çektiler kolumdan sormadan attılar
Can çekişen geleceğe...
içimde ukde kaldı bazı duygular,
sırdaş oldum dağınık geceye...
doyulmaz tadı vardı,
İçen bir daha içmek isterdi sobanın
közünde pişen dumanlı çaydan...
Bu evdir çamurudur toprak,
çocukluğum rampası kavruk kaygan..
toprak dolar kalemime,
dengi çelişkili tökezliyor raydan..
Yirmili yaşımı verdiler elime,
kınalı kaderim başına buyruk kokurdan..
Hadi buyur burdan bak..
Hep derdi Rostov amcam;
"Insan oğlunun çırası çamur..
hamuru kaypak"...
Öyle toz tanesi deyip geçme..
an gelir yaşamını belirler en ücrada,
An gelir başına çatı olur bu gördüğün
Rotasız Toprak....!!
Ve yine düşüyor defterimden
karalanmış dertli bir yaprak....
________________________
Saygılar...
©sualistt
S