H

Rüya Gibi Hayat

Bu dünya bir rüyadır, ıstırap dolu bir serap, Doğduk mu ölüme koşarız, sanki bir anafor. Neşe ve huzur anlık, birer kırılgan kelebek, Gam ve keder kovalar peşimizi, her an bir tehdit.
Binbir çabayla ararız mutluluğu, huzuru, Bir nebze olsun tadabilmek için bu acılı ömrümüzü. Her derdi çekeriz, her gamı yutarız, Sevgiyle dolu bir liman bulmak için, bitmek bilmeyen savaşımızda.
Sevdalar uğruna yanarız, didiniriz bin bir emekle, Karşılıksız kalırız çoğu zaman, yüreğimiz yarım bir sevdayla. Aşkımız da eksik kalır nedense, bir türlü tamamlanamaz, Yarım kalan yarımızla, yaranamadık sevdaya, belki de biz beceremedik sevmeyi, ya da sevdiklerimiz bilmedi kıymetimizi.
Aşkın tadını çıkarmadan, inanç zedelenir darbelerle, Bu kadar çabaya, emeğe değer miydi bilinmez ki, bir fani aşk için. Dünya denen bu enkaz, yorar yüreğimizi, Mutlu bir hayat aramaya mahkum eder bizi, sonsuz bir döngüde.
Mutluluk sanki bir sır, bir muamma, çözülemez bilmece, Nasıl ulaşılır bu huzura, bu bilinmezliğe? Belki de kaderin cilvesi, kulun aklı yetmez buna, Herkesin derdi kendine, mutluluğu bulan pek nadir kişi.
Son nefes verip toprağa gömülünce belki de, Biter bu dertler, bu kederler, bu dünya denen esaret. Dünyanın kanunu bu, değişmez, belli, Mutluluk aramaktan vazgeç, sonun toprak, unutma bunu sevgili.
©hasanbey.