Artık hatırlamakta zorluk çekiyorum,
Halbuki en sevdiğim şeydi yolculuk.
Ayağıma pranga vurulmadan yıllar yıllar önceydi..
Bir serin sabah rüzgarı yeterdi derince ciğerlerime dolduracağım,
Koskoca mesafelere, inmelere, binmelere
yokuşlar tırmanmaya, ikişer üçer merdiven serbest düşmeye.
Önce biraz yürürdüm durağa kadar,
Geliş saatinden dahi bihaber olduğum otobüsü beklerken
içerdim bi muratti
Sonra iskelede iner, hep de koşa koşa yetiştirdim vapura,
Üst katını severdim, arka tarafını vapurun
En gizemli kızlar orda olurdu,
Bir denizin dalgalarına bakardım,
bir de o günkü gizemli kızın saçlarına,
rüzgarda yarışırdı denizle bu kızların saçları dalgalanmada!
Sonra Kordon'da inip, kilise sokağından geçerdim,
Kıbrıs şehitlerini aşar, bir kumru yerdim, yahutta iki boyoz ile haşlanmış bir yumurta ip ile doğranmış bir kağıt üstüne ince ince
Otururdum az bir bankta
yahutda denizin kenarında
Gündoğdu meydanında.
Gün anca başlardı yavaş yavaş akmaya,
hiç yorulmazdım... olsa olsa susardım bazen biraz.
Öyleydi işte o günler.
©erquamph
E