Bir çocuk var bilirmisin?
Biraz ürkek, biraz meraklı, biraz duygusal bir çocuk işte.
Aldanma zevahirine, asıl çocuk içinde.
Yaşadıkları yıprattı onu , yaşadıkları temkinli olmasını söyledi ona.
Ama "o" hiç bir zaman davranmadı umarsızca.
Hep umarlı olmayı diledi Rabbinden.
Ve öyle de yaptı, boğulmadı kendi umutsuzluğundan.
Öğrendi umut etmeyi, öğrendi sabırla mutluluğu beklemeyi.
Öğrendiklerini uyguladı hayatı boyunca.
Ona göre buydu hayat felsefesi,
Umut = yaşamaktı onun için.
Umut yoksa kendiside bir ölüden farksızdı.
Ne zaman ruhunun daraldığını hissedince,
Hep mutlu olacağını söylerdi benliğine.
Neymiydi bu çocuğun derdi?
Hayat ona hep kötü yüzüyle gülerdi,
Hep mutsuzluğa mahkum ederdi onu.
O ise dermanını umut etmekte arardı,
Hep hayatın kötü yüzüne karşı sabırla gülümserdi.
Nede olsa sabırla bekleyen derviş oydu,
Murad-ı ise "Mutluluk".
©adennnn
S