Kanıtlıyorum güçsüzlüğü ile kalemimin,
Dört mevsimin mızrabı ile kanıtlıyorum;
Bakireliği ile kağıdımın,
Sazı ile dört mevsimin.
Kim tutuşturacak şimdi kaderin kirli gömleğini.
Yıkıldı gönlümün artık uzun ve güçlü seddi.
Ben yarılmış göz kapaklarımla izliyorum boşluğu,
Ben yorulmuş öfkemle yıkıyorum putlarımı.
Söyle bana şu yanan ihtiras,
Kim toparlayacak benim içimdeki yokluğu.
Sarsıyor bir hıçkırık pullu sırtımı; yanıtla:
Seviyordum, seviyorum ve seveceğim bu erişilmez vazoyu;
İçinde bu ölü çiçeklerin yeşerdiği.
Ey dalgalanan ayrılık,
İsteğimsin sen benim hayattan.
İsteğimden oldurduğum ben.
Bugün yıkacağım tabularımı,
Ve yazacağım sonsuza kadar;
Zihnimde ki kelimeler tükenene,
Ellerim kalemi atana dek,
Uzun süre daha dayanacağım.
Çok ağır bir biçimde,
Uykum çelik bir kurşun penceresinde,
Acı dolu bir yatağın eşliğinde;
Öneriyor bana derin bir karın boşluğunu.
Parmak yalatan iki kuplu bu ağır testi,
Dindiriyor ellerimin ateşli titremesini.
Ve onulmaz bir acıyla baktım gökyüzüne,
Bir an çözülüyor esrarlı ruhumun gizemi.
Semada yıldızsal bir uyum, bilakis bir çelişki.
Hepinize dostlarım, hepinize yalnızlık dilerim.
İşte yalnızlıktır; sevdadır;
İçi hüzünlü ve sakin sevda.
Ya benim soğuk derinliğim,
Korkutuyor beni...
Bir başka bedeni çağıran bedenim.
Yaralı kuşun ölümü sevda.
Yalnız kalacağım,
Bile isteye yalnız öleceğim.
"Tüttürülen beyaz sütun,
Ey yetkinliğimin düşsel sisi.
İsteğimin altı, yitiriyor değerini,
Konuyor kenara.
Başımda gezinen bu engerek,
Senin evrensel deliliğin mi?"
©_münzevi
_